Suriye’de 2011’de başlayan iç savaş, binlerce insanın hayatını kaybetmesine ve şehirlerin yerle bir olmasına neden olurken, devletin ekonomik omurgasını da parçaladı. Çatışmaların derinleştiği yıllarda merkezi otoritenin zayıflaması, ülkenin petrol ve doğal gaz kaynaklarının fiilen devlet denetimi dışına çıkmasına yol açtı.
Terör örgütü YPG, “DEAŞ’la mücadele” söylemi altında başta Deyrizor ve Haseke olmak üzere enerji açısından kritik bölgeleri işgal etti. Devlet kurumlarının erişemediği bu alanlar, yıllar boyunca hem Suriye bütçesinin hem de kamu hizmetlerinin dışında bırakıldı. Son dönemde Suriye ordusunun sahada sağladığı ilerlemeyle birlikte petrol ve doğal gaz sahalarının önemli bir bölümü yeniden hükümet güçlerinin kontrolüne geçti.
Terör örgütü YPG, Deyrizor, Haseke ve çevresindeki petrol ve doğal gaz sahalarında fiili bir kontrol alanı oluşturdu. Bu sahalar üzerinden kurulan ekonomik düzen, örgütün bölgedeki varlığının temel dayanaklarından biri haline geldi. Uzmanlara göre plansız ve tahrip edici işletme yöntemleri, sivil nüfus üzerinde doğrudan etkiler yarattı.
Uluslararası enerji verilerine göre Suriye, iç savaş öncesinde günlük yaklaşık 380-400 bin varil petrol üretebilen bir ülkeydi. Yıllık doğal gaz üretimi ise 8-9 milyar metreküp seviyesindeydi. Savaşın yayılmasıyla birlikte bu kapasite hızla eridi. Güncel verilere göre Suriye’nin petrol üretimi bugün 100 bin varil/gün seviyesinin altına gerilemiş durumda. Doğal gaz üretimi de savaş öncesi düzeylerin oldukça gerisinde seyrediyor.
Şam yönetimi, enerji sahalarının geri alınmasını hızlı bir gelir artışı vaadiyle sunmuyor. Öncelik sahalarda güvenliğin sağlanması ve üretimin istikrarlı hâle getirilmesi. Enerji sahalarının yeniden merkezi yönetime bağlanması, Suriye’nin tüm enerji ihtiyacını karşılamaktan uzak olsa da elektrik üretimi ve temel kamu hizmetleri açısından önem taşıyor.
Reklam & İşbirliği: [email protected]