ABD siyasetinde İsrail’i eleştirmek, uzun yıllar boyunca yazılı olmayan ama herkesin bildiği bir tabu olarak varlığını sürdürdü. Bu tabunun en önemli dayanaklarından biri, İsrail yanlısı lobilerin, başta Amerikan İsrail Halkla İşleri Komitesi (AIPAC) olmak üzere, adaylar üzerindeki mali ve siyasi baskı mekanizmalarıydı. Öyle ki, Kongre seçimlerinden belediye başkanlıklarına kadar uzanan bu sistem, İsrail politikalarına mesafeli duran isimleri ya daha yarış başlamadan saf dışı bırakmayı ya da seçim sürecinde yoğun bir finansal saldırıyla etkisizleştirmeyi hedefliyordu.
New Jersey 11’inci Bölge’de yapılan özel ön seçim, bu yerleşik düzenin açık bir biçimde sarsıldığını gösterdi. Gazze’de devam eden soykırımı açıkça dile getiren Analilia Mejia’nın zaferi, Amerikan siyasetinde “konuşulamaz” kabul edilen bir başlığın artık sandıkta karşılık bulabildiğini ortaya koydu. Mejia, kampanya boyunca bu duruşunu geri çekmek yerine daha da netleştirdi ve mitinglerde, “Gazze’de olan biten bir çatışma değil, bir halkın sistematik biçimde yok edilmesidir” sözleriyle seslendi.
AIPAC (Amerikan İsrail Halkla İşleri Komitesi), ABD’de İsrail lehine politika üretimini destekleyen en etkili lobi yapılarından biri olarak biliniyor. Resmi olarak bir bağış kuruluşu gibi görünmese de, AIPAC’e bağlı süper PAC’ler aracılığıyla milyonlarca dolarlık kampanya bütçeleri yönlendiriliyor. Bu yapı, adayların İsrail politikalarına dair tutumlarını yakından izliyor. Eleştirel bir çizgiye kayan isimler için rakip adaylara büyük mali destek sağlanıyor. Bu yöntem yalnızca para transferiyle sınırlı değil. Kampanya sürecinde adaylar “antisemitizm” suçlamasıyla hedef alınıyor, medya üzerinden itibarsızlaştırma kampanyaları yürütülüyor ve parti yönetimleri üzerinde baskı kuruluyor.
New Jersey 11. Bölge’deki yarış, bu mekanizmanın artık işlemediği bir örnek oldu. AIPAC ve bağlantılı yapılar, bu seçimde Analilia Mejia’nın karşısına Demokrat Parti’nin merkez kanadını temsil eden deneyimli bir ismi, eski Kongre üyesi Tom Malinowski’yi çıkardı. Malinowski, Washington’da uzun yıllar görev yapmış, ABD-İsrail ilişkilerinde geleneksel “stratejik müttefiklik” çizgisini savunan bir siyasetçiydi.
Malinowski kampanyası boyunca Gazze’deki sivil kayıpları “trajik” olarak nitelendirdi ancak İsrail’in saldırılarını açık biçimde “soykırım” olarak tanımlamaktan özellikle kaçındı. “İsrail’in kendini savunma hakkı tartışma konusu yapılamaz” söylemini öne çıkaran Malinowski, ABD’nin İsrail’e sağladığı askeri desteğin sürmesi gerektiğini vurguladı.
Reklam & İşbirliği: [email protected]